1 Temmuz 2011 Cuma

Kağıt Bükenden Kol Bükene Yaşasın Normallik!

(İş bu satırlar Aslan Kızılçay’a ithafen kaleme alınmıştır. Onun da hikayesi bir başka yazıda anlatılacaktır.)


Nerd kavramı hepinizin malumu. Özet geçmek gerekirse kısmen asosyal, herhangi bir konu üzerinde uzmanlaşmış ve belli bir uğraşısı olan, tüm hayatı o olmuş ama insanlardan da kopamamış insanlar. Nerd olumsuz bir tabirdir, özellikle Amerikan argosunda “inek öğrenci” demektir, hatta “Yeniden 17” filminin dublaj versiyonunda “ahmak” olarak çevrilmiştir.


Daha önce Ekşi Sözlük’te “relabluess” gayet güzel değinmiş meseleye. (http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=22945780) Popüler kültürün etkisiyle bir değişim var ama genel kanı, nerd filmlerinde veya içinde nerd olan filmlerde bellidir. Şablon basittir. Nerd eleman ne zaman ki açılır saçılır, normalleşir ve o saatten sonra normal kabul edilir. Tek tük değişik filmler var ama geneline baktığımızda böyle bir durum var.
Şimdi bu filmi çoluk çocuk izliyor, genç izliyor milletin bilinçaltına pompalanıyor mesajlar, ardı ardına. “Nerd iyidir hoştur ama hani normal olsa daha iyi”. Meali şudur: “Ben seni arkadaş olarak görüyorum, tipin olsa, karizman olsa daha iyi görürüm”.


Şimdi Amerika farklı Türkiye farklı, orada yansıyan şey başka burada yansıyan şey başka. Amerika’da sosyalleşen, araştırma ve bilim için ayırması gereken vakti, gereksiz uğraşlarla ve gereksiz insanlarla geçirmesi olumlanıyor, empoze ediliyor. Farklı düşüncenin şefkat ve sevgi yolu adı altında normalleştirilmesi, farklılıkların yok edilmesi gibi gizliden gizliye hastalıklı bir düşünce var. Nürnberg mahkemesi tiyatrolarında maalesef bu hasta zihniyet tamamen yok edilemedi. Eskiden farklılar heretik ve rafızi denilerek yakılırdı, sürülürdü. Şimdi şefkatle, sevgiyle inceden, damardan zerk ediyorlar normalliği. Füzelerin efendisi Amerika bile “şeffaf güç konsepti” diye fink atıyor ya ortalarda o kafa bu. Kızı tavlarsan bizdensin, normalsin, nerd kalırsan Allah belanı versin şeklinde bir mesaj zerk ediliyor. Mesela bir film var ibretlik “Revenge of Nerd” diye, bu tarz filmlerin en kötü örneği ama içeriği açısından da berbat bir normalizmin kara propagandası örneği. Bilimsel araştırma yapma, okuma, farklı fikirler geliştirme, makale yazacağına seviş, bira iç, toplu şeylere gül, toplu öfkelere katıl, farklı kültürleri salla aha işte biraz deşelesen Amerikan rüyasına varırsın.


Türkiye’ye nasıl yansıyor? Türkiye’de durum daha kahpece ve daha sinsice maalesef. Türkiye’de nerd kavramı biliniyor ama yaygın değil, kendine bu sıfatı yakıştıranların çoğunun da nerdlikle alakası yok (kod yazan veya kitap yazan ama yazı masasından kalkınca halı sahaya da uğrayan geekler hariç) bizde daha çok nerd yerine hakaret olarak kullanılan “iyi çocuk” kullanılıyor. Toplumumuzda ikiyüzlülük demeyelim de, daimi bir gıybet ve dedikodu hali var. Toplum yapısından gelen bir şey, Avrupa zırh takar meydanda savaşır savaşmasını bilmez, doğulular savaşmayı bilir ve aklını kullanıp pusu taktiği kurar ya aynı mantık başka alanlarda halen sürer. Bizde birinden “iyi çocuk” diye bahsedildi mi bilin ki orada zararsız, sakin, kendi halinde birinden bahsedilmektedir. Onun için hayat artık bitmiştir, bir daha onmaz, askere gitse bile kız verilmez. Bir kız sizinle ilgili olarak “Hoş aslında…” diyorsa sizi erkek olarak görüyordur. “İyi çocuk ya” diyorsa o kapı size kapalıdır, Roma kültürüne toslayan barbarlar gibi kalakalırsınız.


Çünkü zararsız adam, kendi halinde adam arıza adam değildir, arıza adamda sevilmez. Hanımların ekserisi “Biz arıza istemezük, düşünceli, saygılı felan…” diye gider ama yalandır. Hani batılıların bin yıllık demokrasi getirdik medeniyet getirdik geyiği var ya, bu da o kafada bir söylem. Hatta sadece söylem. Fiili bambaşkadır genelde. Pek çok örnek gözlemlendi ve bu sonuca varıldı. Kağıt büken makbul değildir, kol büken, sarsan, azarlayan ve yasak koyan makbüldür. Söylemde tam tersi işaret edilir ama yine gidip arızaya meyledilir.
İşte bu yüzden durum bizde daha p.şt bir hal almakta. “Normal olursan kurtulursun” acımasızlığı ama dürüstlüğü yok. Bizde “iyi çocuk ya” ikiyüzlülüğü var. “Ha tamam öyleyse” ya diyerek cehennemine devam ediyorsun. Zombi gibi oluyor beyin, anlamadan dinlemeden birilerine hizmet ediyorsun. Alacağın en büyük ödül omzunda ağlayanın ertesi gün kol bükene geri dönmesidir. O yüzden bizim sinemamızda dizimizde dikkat edilirse nerd tipler yoktur, “iyi çocuk” vardır, zararsız vardır. Kitap okuyan, kütüphanesi olan karakterler sadece senaryo icabı beylik sözler sarfeden karakterler vardır, nerd yoktur.


Şimdi nerd güzel, entelektüel, bilgili, akıllı, anlayışlı. Burada övülüyor. Övülüyor ama nerd övülüyor. Kendisinin kolunu bükecek olana meyleden, bilgisiyle kendini aşağılayacak olana meylediyor. Sen öyle değilsin, sen zarar veremezsin sen iyi çocuksun çünkü. Sen kavga çıkartanları gördün. Onlar arkadaşları ve sevgilileri tarafından sakinleştirilirken sen b.ku b.kuna dayak yedin. Niye? Sen kavga huzursuzluk çıkartıp arıza olan tip değilsin. Sen iyi çocuksun. “O kadar iyisin ki” bunları hakettin. O kadar iyiydi ki en çok izledikleri Forrest Gump’ın defalarca terk edilmesini örnek alıp ilk senin üzerinde tatbik ettiler.


Hobin varsa, geeksen, nerdsen, ineksen lafın özü farklıysan, anormalsen bu söze bir kulak ver. İşine, gücüne bak. Deney yap, makale yaz, koleksiyon yap. Bu medeniyet hastalıklı. Arızalara ve arızalağa meylediyor doğu o yüzden ahir zamanda hala diktatörler petrol şeyhleri fink atıyor üzerinde. Normalliğe, sıradanlığa, tek tipe, farklılığa tahhammülsüz olmaya meylediyor batı, o yüzden kendisine karşı olana terörist diyip füzeleri, casusları gönderiyor. Bu medeniyetin, bu gerçekliğin içi kof. Bu medeniyet düzeltilemez. Cemil Meriç yıllar önce yazmış “Aydınlatmak için değil, aydınlanmak için yan” diye, bunların kendine hayrı yok. Bizler, anormaller, farklılar kendimizi kurtarmaya bakacağız. Bizi bu karanlığa mahkum edenler kendi karanlıklarında yitip gidecekler, 2020’de dünya depresyon krizine gömülecek. Sonları yaklaştı, o yüzden bu kadar saldırganlar. Yok olacaklar, silinecekler, tarih bize kalacak bunun hıncını ve kıskançlığını yaşıyorlar. Onlar yarın bir gün intihar edip silinecekler veya erken ölecekler depresyondan. Çünkü onlar sosyallik diye bir şey icat edip yalnızlığı dışladılar. Yalnızlıktan korkuyorlar. Biz çok yalnız kaldık, biz yalnızlığı sevdik. Onlar bunu kabullenemedi, bize de kabul ettirmeye çalışıyorlar, koca kenti kendi sürüsüne katmaya çalışan yozlaşmış vampir lordları bunlar! Bizi de kendilerine benzetip kendi bataklarına çekecekler. Biz odalarımızda mutluyuz, odaları onların ebedi mezarları olacak, unutulmaktan korkuyorlar. Sıradan olduğunuz an onların korku virüsü, unutulma virüsü size bulaşacak, sizi de aynı mezara götürmeye çalışacaklar. İşte bu filmler, bu kara propaganda, bu şeytani fikirler, şehvetin ve aşkın sahte aldatıcılığını göstermeler bundan. Bizde görece daha ikiyüzlü işliyor ama aynı durum onlarda da var. Aynı filmleri izlediler, beğendiler, popüleri baş tacı ettiler, bunlar aynı büyücüden emir alan zombiler. Verilen mesajları aynen kabul ettiler. Normal ol, düşünme, okuma, sadece cinsel ve eğlence odaklı yaşa, farklı düşünürsen sana kabadayılık yaparız, baskı kurarız, dışlarız, yalnız kalırsın, kızlar seni beğenmez! Eskiden üstümüze engizisyon yargıçlarıyla, kara papazlarla, eli zincirli cellatlarla, tahta kazıklı köylülerle saldırırlardı. Şimdi şeffaflık moda, “İyi çocuk aslında” diyen Ceren’lerle, “O gözle bakmadım” diyen Pelin’lerle, “Arıza ama ben onu severek adam ederim” diyen İclal’lerle, “Senin omzunda ağlayım, onun kolunda gezeyim”ci Özlem’lerle saldırıyorlar. Haçlı Seferleri kafasında, Moğol İstilası ayarında, şeffaf güç sosuna bulandırılmış normalize etme, pasifize etme.


Ateşle bizleri yaktılar, kütüphanelerimizi binlerce yıllık bilgeliğimizi ve irfanımızı yok ettiler, kazıklarla toplumdan uzak mezarlara çivilediler bizi. Bunlarla yok edemeyince kaleyi içten fethetmek için işe koyuldular. Dün İskenderiye kütüphanesinin önünde elde meşale bekleşen kitleler, bugün Melis suretinde, Pelin suretinde bu kez aynı meşaleyi içlerinde saklamaktalar. Kalenin kapısı açılır açılmaz ateşe verecekler İskenderiye kütüphanesini. İskenderiye kütüphanesinin son hocası kadın filozof Hypatia’yı bunlar öldürdü. O Hypatia ki bilgeliği seçti, güzelliğiyle insanları kullanmak yerine irfanı tercih etti, kadına biçilen rolü yırtmaya kalktı diye taşlayarak öldürdüler. Dünyanın en güzel ikinci, üçüncü güzel kızını bilmem. En güzeli Hypatia’dır, onun bilgeliğinden aldığı güzelliğini çekemediler. Şimdi Şeytan’ın baş icadı makyajla yaratılan sahte güzelliklerle, naylon bir medeniyet kurdular. Gerçeğin güneşi naylonu eritiyor, etekleri tutuşuyor, bizi de yakmaya çalışıyorlar.


İşte mesele bundan ibaret. Şimdi ne yapıcaz? Bülent Akyürek’in bir sözü vardır “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” isimli kitabında. Bunu unutmayın. Ezberleyin. Muska niyetine üzerinizde taşıyın. Bizi ve gerçek medeniyeti kurtaracak tılsım, bu sözlerde saklı:
---------Alıntıdır------------------
“Şizofrenler var olanların simülasyonunu yutacaklarına kendi kafalarında yazdıkları senaryolarda başrol oynayarak kazandılar. Hapı yutmuş gibi göründüklerine bakmayın, hapı yutanların hep başkaları olduklarını haykırarak geziyorlar ve bir gün dünya istila altındayken özgünlüklerini ve renklerini koruyan bu “deliler”, dünyayı yeniden kuracaklar. İnsanlığın yitirdiği tüm değerler onların aşağılanan beyinlerinde saklı.”Bülent Akyürek, İçinizdeki Öküze Oha Deyin’den…

Mehmet Berk Yaltırık
1 Temmuz 2011 Cuma